Aşk için çok şey söyledim. Çoğu da zaten önceleri söylenmiş şeylerdi. Aşk bir hastalıktır, zaaftır, alışkanlıktır falan. Bence hepsinden de öte bir sarhoşluktur. Tadı güzel bir içkiyle sarhoş olabilmenin ayrıcalığıdır aşk. Kusması bile zevklidir o içkiyi. Sonunda kusacağını bile bile midene doldurursun o içkiyi. Herkes düşer bu paradoksa çünkü herkesin biraz kafayı dağıtmaya ihtiyacı vardır. Ama diyorum ya kusarken bile bir şeyler hissedersin. Farklı bir şeyleri içerir o hisler, farklı olduğu için tatlı gelir insana. O içkiden hiç içmeyen sözde bilinçli insanlar vardır. Sağda solda içkinin, kusmanın zararlarını anlatırlar bir aptal gibi. Onlar evlerine sadece anahtarlarıyla girebilirken, her akşam yemeklerini yalnız yerken ve yataklarına tek başlarına uzanırken içlerine doğru kusarlar aşağılıklarını fakat farkında bile olmazlar. Bütün bunları herkes bir dönem yaşamış olmalı ki, insanlar içerler o içkiyi, vakti dolunca herkes kusar aşkını ve herkes çıkardıklarının o hayal kırıklığı yaratacak gürüntüsüne rağmen yeni içkiler denemeye devam eder. Etmelidirler çünkü. Ta ki sarhoşluklarının sürmesine rağmen kusmayacaları ve kendilerine iyi gelecek bir içki bulana dek...
Aşk işte böyle bir arayıştır...
Hani diyor ya usta '' En güzel çocuk henüz doğmadı. En güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız'' diye
Dünya'nın en güzel aşkı da yaşanmadı henüze..
En azından siz duruma böyle bakın ve bu işin öncüsü olmaya koyulun. Sevin, sevişin, okuyun, dans edin ve arayın AŞKINIZI.
Aşkı sakın küçümsemeyin. Çünkü '' AŞK '' derken gerçek bir ruh ikizinden bahsedemiyorum ben...
Bu gerçekten de sanıldığından çok daha önemli bir kavram. Bu dünya üzerinde herkesin tam ve net bir ruh ikizi vardır diye düşünüyorum. Hatta hayatımızı hep onu arayarak geçiriyoruz ve çok büyük ihtimalle onu bulamadan ya da başkalarını o sanarak tamamlıyoruz aşk yaşantılarımızı.
İnsanlar ileride para kazanmak için çok çalışırlar. Bu çalışma bir işte çalışma da olabilir, ders çalışma da fakat çoğu kişi bunu sadece seçtiği için değil ileride kendisine itibar ve para getirecek olmasını sevdiği için uygular.
Peki, neden amaçlar bu kadar basittir ?
Ya da şöyle sorayım, gerçek bir ruh ikizini bulmuş, ona onun kendisini sevdiği kadar çok aşık olmuş birisi sizce böyle fani şeylere ihtiyaç duyamaya devam eder mi ? Bütün egolarından ve insanların %95'inin kendisine hedef olarak gördüğü şeylerden arınmış olmaz mı ?
Evet... Bal gibi de olur. Aşk bizi dünya üzerinde var olmaya devam eden bütün lükslerden, ihtiyaçlardan ve hırslardan alıkoyar. Bu yüzden büyüleyici bir şeydir. Hem sarhoşluktur hem de büyük bir bilinçlenme ve arınmadır. Aynı tanrı konusundaki gibi insanlar ortaya aşk diye bir kelime attıklarında şöyle bir duraksarlar. Halbuki tanımı basittir;AŞK=RUH İKİZİDİR.
Her anlamda bizi tamamlayan bir ruh ikizi. Zaaflarımızı bile çok seven, yataktan ilk kalktığımız anda bile göz göze gelmek ve onu öpmek isteyeceğimiz birisi. Dünya üzerinde bizi tamamen tamamlayabilen bir insan daha var. En hararetli kavgalarımızdan bile tatlı bir zevk almamıza neden olacak bir aşkı taşıyor bu insan. Bizimle hemen hemen aynı şeyleri yaşamış, yaşanılanlardan da benzer şeyleri çıkartmış bir insan. Onunla ilk karşılaştığınız anda bile sizin onu,onun da sizi '' işte bu benim dünya üzerindeki ruh ikizimdir ! '' diye yanına çağırıp, yıllardır birbirinizi arıyor olmanın acısıyla dakikalarca sarılmanız mümkündür...
Dikkat edin bu ana kadar hiç cinsiyet farklılıklarından bahsetmedim. İnsan hormonlarıyla ters düşecek olsa da bu ruh ikizi sizin kadın olmanıza rağmen Dünya'nın öbür ucundaki bir kadın da olabilir.
Zaten aşk, şu dünyada benden bir tane daha yok diyememektir. Tarihteki ve gelecekteki bütün aşkları kapsayan yegane kavramdır ruh ikizi.
Sözde aşklarda geçen sıkıcı kavramlar vardır. Alışmak, sıkılmak gibi. Halbuki gerçek bir aşkta kişinin ruh ikizine alışması gerekmez. Zaten kendisi onda da vardır, onda da kendisinden parçalar. Ve bir insan kendi ruh ikizinden sıkılamaz. Aksi taktirde kendinden bıkmış olması gerekir ki buda FELAKETTİR. Böyleleri aşık bile olamaz.
Şimdi bir bakalım elimizde neler var ve nelerden bahsetmişiz...
Ruh ikizi nedir, neden onu bulmalıyız, neden geçici aşklarda fazla oyalanmamalıyız ve gerçek bir aşkın hayatımıza katacakları gibi konulardan haberdarsanız artık. Onunla birlikte olduğunuz zaaman dünyanın bütün güzelliklerini görebileceğiniz ve daha önce de belirttiğim gibi onunlayken insanların %95'inin kendisine hedef olarak görüdüğü şeylerden uzaklaşabileceğiniz bir ruh ikizi sizi mutlak bir kıvanç ve bohemlik verecektir. Bu yüzden aşkın bana göre birkaç kelimeyle tanımından bahsetmeden önce diyeceğim şudur ki;
Tutkuyla sevin her şeyi. Çiçeği, böçeği, kızları ya da erkekleri. Çünkü sevgi, saygı yetmez. Tutku ve hayal serpiştirilmelidir aşklara. Ya Nurulllah Genç 'in de bir şiirinde dediği gibi '' seni yaşamadan ölmeyeceğim'' diyerek sevmelisiniz ya da sıkıcı ve yalan ilişkilerinize devam etmeye razı olmalısınız. Ve gerçek bir aşkı yaşayamadan ölmeyi kabullenmesini bilmesiniz...
Ben bu tür kabullenmelere gerek yok. Siz siz olun ve konu aşk olduğu vakit gururunuzu ve mantığınızı bir yere koyun ve kalbinize, vicdanınıza kulak verin. Biraz sarhoşluktan kimseye zarar gelmez... :))
AŞK; sanrıdır. Yanılgıdır. Kötüdür, pistir, kakadır. Mucizedir. Geçicidir. Tutkuludur. Çekiçidir. Rüyadır. Masumdur. Kötü bir şakadır. Hem vardır hem yoktur. Bütünleşmektir. Sarılmaktır. Biz olmaktır. Gözyaşıdır. Aptal bir sırıtmaktır. Sa!aklaşmaktır. Sevişmektir. Hayaldir. Utangaçlıktır. Kıskanmaktır. Candır. Duygusal saçmalıklardır. Dibe vurmaktır. Bir insanın başına gelebilecek en güzel şeydir. Çelişkidir. Kavuşamamaktır. Unutamamaktır. Etkilenmektir, özlemektir. Alışkanlıktır. Gereksinimdir. Aranandır. SARHOŞLUKTUR. İlahidir...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder